Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Adabu'l-Mulukiyye Ve'l-Ahlaku'l-İhtiyariyye

    Yayınevi : İnsan Yayınları
    Yazar : Farabi
    ISBN :9789755749648
    Sayfa Sayısı :168
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2021
    210,00 ₺
    178,50 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Fârâbî’nin Eflâtun’dan aktardığı düşünülen hikmetlerden oluşan bu kitap, bu iki filozofun “insan idare etme sanatı” hakkındaki düşüncelerini içermektedir. Her ne kadar yüzyıllar önce yazılmışsa da günümüzde geçerliliğini koruması, bu hikmet damlalarının insana dair oluşu sebebiyledir.

    Siyasi ve beşerî bilimlerle ilgilenenlerin deneyimledikleri olgular içeren cümleler, bizlere daha olgun bir insan olmakla beraber iyi bir idareci ve iletişimci olabilmenin bazı püf noktalarını vermektedir.

    İnsanın değişimine, medeniyetin dönüşümüne, olumlu-olumsuz tüm yönleriyle bilgi ve teknoloji merkezli bir yaşam biçiminin gelişmesine rağmen hikmet sahibi filozoflara hep ihtiyacımız olmuştur.

    Özellikle gündelik ve acil ihtiyaçların insanlığın birinci meselesi haline getirildiği çağımız, insanın kendi benliği ve çevresiyle ilgili derin düşünmesinin zorlaştığı bir çağ hâline geldi. Bu gibi zamanlarda durup düşünmenin, geçmişte daha duru ve dingin zihinlerin ürettiği düşüncelerden yararlanmanın bizlere farklı yollar göstereceği açıktır.

    Fârâbî’nin Eflâtun’dan aktardığı düşünülen hikmetlerden oluşan bu kitap, bu iki filozofun “insan idare etme sanatı” hakkındaki düşüncelerini içermektedir. Her ne kadar yüzyıllar önce yazılmışsa da günümüzde geçerliliğini koruması, bu hikmet damlalarının insana dair oluşu sebebiyledir.

    Siyasi ve beşerî bilimlerle ilgilenenlerin deneyimledikleri olgular içeren cümleler, bizlere daha olgun bir insan olmakla beraber iyi bir idareci ve iletişimci olabilmenin bazı püf noktalarını vermektedir.

    İnsanın değişimine, medeniyetin dönüşümüne, olumlu-olumsuz tüm yönleriyle bilgi ve teknoloji merkezli bir yaşam biçiminin gelişmesine rağmen hikmet sahibi filozoflara hep ihtiyacımız olmuştur.

    Özellikle gündelik ve acil ihtiyaçların insanlığın birinci meselesi haline getirildiği çağımız, insanın kendi benliği ve çevresiyle ilgili derin düşünmesinin zorlaştığı bir çağ hâline geldi. Bu gibi zamanlarda durup düşünmenin, geçmişte daha duru ve dingin zihinlerin ürettiği düşüncelerden yararlanmanın bizlere farklı yollar göstereceği açıktır.

    >