Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Sekülerleşme ve Din

    Yayınevi : Elis Yayınları
    Yazar : Nebi Mehdiyev
    ISBN :9786059513296
    Sayfa Sayısı :312
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2019
    320,00 ₺
    256,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Din konusu, her zaman ilgi çekici ve ateşli tartışmaya yol açacak bir hüviyeti haizdir. Din kavramının kendisi kadar en uzak tazammunları da bu ilgiyi üzerine çekebilmektedir. Hele dinin kişisel ya da toplumsal hayatımızla irtibatı söz konusu olduğunda, tartışma iyiden iyiye hararetlenmektedir.

    Bu noktada, her türlü tanımlamalarımızdan bağımsız olarak dinin söz konusu kişisel ya da toplumsal hayatımızdan bilinçli veya bilinçsiz uzaklaş(tırıl)masına, eğer süreç tamamlanmışsa “sekülerlik”, devam etmekteyse “sekülerleşme” diyoruz. Öyle anlaşılıyor ki, tıpkı Kant’ın Aydınlanma üzerine mütalaasında olduğu gibi, kişisel ya da toplumsal hayatımızla din arasındaki ilişki, düşünsel tonlarına göre tarihteki inişli çıkışlı seyrinin yanı sıra asla bütünüyle yok olmayacaktır; bu sebeple de “sekülerlik” yerine “sekülerleşme” kavramını kullanmak daha isabetli görünmektedir. Elinizdeki kitabın içindeki yazıların esas kaygısı da, sekülerleşme sürecinin kendisini tanımaya ve tanımlamaya yöneliktir.

    Din konusu, her zaman ilgi çekici ve ateşli tartışmaya yol açacak bir hüviyeti haizdir. Din kavramının kendisi kadar en uzak tazammunları da bu ilgiyi üzerine çekebilmektedir. Hele dinin kişisel ya da toplumsal hayatımızla irtibatı söz konusu olduğunda, tartışma iyiden iyiye hararetlenmektedir.

    Bu noktada, her türlü tanımlamalarımızdan bağımsız olarak dinin söz konusu kişisel ya da toplumsal hayatımızdan bilinçli veya bilinçsiz uzaklaş(tırıl)masına, eğer süreç tamamlanmışsa “sekülerlik”, devam etmekteyse “sekülerleşme” diyoruz. Öyle anlaşılıyor ki, tıpkı Kant’ın Aydınlanma üzerine mütalaasında olduğu gibi, kişisel ya da toplumsal hayatımızla din arasındaki ilişki, düşünsel tonlarına göre tarihteki inişli çıkışlı seyrinin yanı sıra asla bütünüyle yok olmayacaktır; bu sebeple de “sekülerlik” yerine “sekülerleşme” kavramını kullanmak daha isabetli görünmektedir. Elinizdeki kitabın içindeki yazıların esas kaygısı da, sekülerleşme sürecinin kendisini tanımaya ve tanımlamaya yöneliktir.

    >