Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Hakikat-Sonrası Çağda Yalan Yemin ve Siyaset

    Yayınevi : Nika Yayınevi
    Yazar : Önder Özden
    ISBN :9786256520233
    Sayfa Sayısı :176
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.00 x 21.00
    Basım Yılı :2024
    370,00 ₺
    333,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    Elinizdeki çalışma, yalan ve siyaset arasındaki ilişkiyi yemin kavramını merkeze alarak oldukça özgün bir şekilde tartışıyor. Yalan söylemeyi yemin kavramıyla birlikte ele alan Özden, dilin sadece bir konuşma aracı olamayacağının, aynı zamanda dilin etik bir mesele olarak anlaşılması gerektiğinin altını çiziyor. Çağdaş demokrasi kuramlarını Jacques Derrida, Hannah Arendt ve Giorgio Agamben ile tartışan Özden, bizi hakikat sonrası siyasete farklı bir perspektiften bakmaya davet ediyor. Özden’e göre bugün “söz konusu olan, konuşan varlık olarak insanın kendi koşulunu beyan etme kapasitesindeki bir eksiklik olan bu musibet halidir. Bu bakımdan hakikat-sonrasına ilişkin olarak birçok yazara, düşünüre, akademisyene bir şeylerin farklı olduğunu düşündüren, kendi geleneksel rollerini, yani olgulara tanıklık yapmakla ilişkilendirdikleri sorumluluklarını yerine getirmelerine bu musibet hali nedeniyle dilin/konuşmanın engel olmaya başlamasıdır.” Özden'in çalışması, okuru siyaset teorisinin derinliklerine davet ederek hakikat-sonrası siyaset tartışmasına ufuk açıcı bir katkı sunuyor.
    Elinizdeki çalışma, yalan ve siyaset arasındaki ilişkiyi yemin kavramını merkeze alarak oldukça özgün bir şekilde tartışıyor. Yalan söylemeyi yemin kavramıyla birlikte ele alan Özden, dilin sadece bir konuşma aracı olamayacağının, aynı zamanda dilin etik bir mesele olarak anlaşılması gerektiğinin altını çiziyor. Çağdaş demokrasi kuramlarını Jacques Derrida, Hannah Arendt ve Giorgio Agamben ile tartışan Özden, bizi hakikat sonrası siyasete farklı bir perspektiften bakmaya davet ediyor. Özden’e göre bugün “söz konusu olan, konuşan varlık olarak insanın kendi koşulunu beyan etme kapasitesindeki bir eksiklik olan bu musibet halidir. Bu bakımdan hakikat-sonrasına ilişkin olarak birçok yazara, düşünüre, akademisyene bir şeylerin farklı olduğunu düşündüren, kendi geleneksel rollerini, yani olgulara tanıklık yapmakla ilişkilendirdikleri sorumluluklarını yerine getirmelerine bu musibet hali nedeniyle dilin/konuşmanın engel olmaya başlamasıdır.” Özden'in çalışması, okuru siyaset teorisinin derinliklerine davet ederek hakikat-sonrası siyaset tartışmasına ufuk açıcı bir katkı sunuyor.
    >